banner43

Sibirya’ya çalışmak için gitti, yaşadıklarıyla 600 sayfalık roman yazdı

1993-1994 YILLARINDA SİBİRYA BÖLGESİNE İNŞAAT İŞÇİSİ OLARAK GİDEN 54 YAŞINDAKİ KAZIM ERDEM, TÜRKİYE'YE DÖNÜNCE SİBİRYA'DA YAŞADIKLARIYLA İLGİLİ 600 SAYFALIK ROMAN YAZDI.

Sibirya’ya çalışmak için gitti, yaşadıklarıyla 600 sayfalık roman yazdı

1993-1994 yıllarında Sibirya bölgesine inşaat işçisi olarak giden 54 yaşındaki Kazım Erdem, Türkiye’ye dönünce Sibirya’da yaşadıklarıyla ilgili 600 sayfalık roman yazdı. Şu anda şoförlük yaptığını söyleyen Erdem, "Bir defasında eksi 52 dereceyi gördüm. Orada ilgimizi çeken ve bizi korkutan Hantı-Mansiysk diye bir şehir. Bu şehirde 1 metre boyunda, 28-30 yaşlarında ölen ’Hantlar’ diye bir millet, bunlar buz denizinde yaşıyorlar ve hava eksi dereceye inmedikçe şehre çıkamıyorlar" dedi.

İstanbul’un Pendik ilçesinde özel bir rehabilitasyon merkezinde şoförlük yapan ve daha önce de 22 yıl Harem - Gebze hattında minibüs şoförlüğü yapan Kazım Erdem, 1993 ve 1994 yıllarında Rusya’nın Sibirya bölgesine 3 kuzeniyle birlikte inşaat işçisi olarak çalışmak için gitti. Sibirya bölgesinde -52 derecede çalışan ve birçok olaylarla karşılaştığını söyleyen Kazım Erdem, Türkiye’ye döndüğünde bu yaşadıklarıyla ilgili kitap yazmaya karar verdi. İlköğretim mezunu olan ve şoförlük yapan Kazım Erdem, yaşadıklarını 600 sayfalık Sibirya’da Piyonların Devrimi adlı roman kitabına sığdırdı. Yaşadıklarını ilk başta 9 adet deftere yazan Erdem, ardından maddi zorluklara rağmen 2022 yılında bu yazdıklarını romana dönüştürdü.

"Buz denizinde yaşıyorlar ve hava eksi dereceye inmedikçe şehre çıkamıyorlar"

İHA mikrofonuna konuşan, hayat hikâyesini ve Sibirya’da yaşadıklarını anlatan Kazım Erdem, "1993 yılında biz 3 kuzen aynı köylü iş yokluğundan Rusya’ya yazıldık. Abimler Rusya Moskova’ya çalışmak için gittiler ’güzel’ dediler. Biz Sibirya’nın zor şartlarını bilerek asgari maaş gibi bir ücrete gittik. Sibirya yazın devamlı gündüz, kışın da devamlı gece oluyor. 3 sefer Sibirya’da kaldım. Bir defasında -52 dereceyi gördüm. Tabii biz içeride çalışıyorduk. Tabii orada ilgimizi çeken ve bizi korkutan Hantı-Mansiysk diye bir şehir. Bu şehirde 1 metre boyunda, 28 - 30 yaşlarında ölen ’Hantlar’ diye bir millet, bunlar buz denizinde yaşıyorlar ve hava eksi dereceye inmedikçe şehre çıkamıyorlar. Eskimo ile balık karışımı diyeyim, bunların sadece balık eti ve insan eti yediğini Ruslar ve Azeriler, orada Türkçe bilenler bize anlattı. Kışın bakımcı olarak özellikle onları görmek için kaldım. Şubat ayının 25’inde, 5 tane Hant denilen, o milletten 5 kişiyi gördüm. Bu milletin aile yapısı yok. Buz denizinde yaşayan sadece balık eti yiyen bir kesim" dedi.

"Kaldığımız otele saldırdılar"

Yaşadıklarını anlatmaya devam eden Kazım Erdem, "Orada 3 yıl geçti ekmek parasına çalıştık. Orada dolap olmadığından dışarısı da eksi derecede olduğu için tavukları ve yiyeceklerimizi poşete koyup pencereden dışarı atıyorduk. Bu Hantlar da aç kaldıklarında otele kadar gelip etlerimizi götürüyorlardı. Bunlar bir gece 30 - 40 kişilik bir grup olarak kaldığımız otele saldırdılar. Tabii biz Hant olduklarını bilmiyoruz, sarhoş filan zannettik. Otelde çalışanlar dediler ki bu gelenler Hant’lar, bunlar aç kalınca insana bile saldırıyorlarmış" dedi.

"7 yıl boyunca her gün 2 sayfa yazdım"

600 sayfalık roman yazma fikrinin nasıl ortaya çıktı sorusuna cevap veren Erdem, "Daha sonra Çeçenlerle tanıştık orda. Çeçenler Türkleri çok seven bir millet. Yardımcı oldular. 24 yaşındaydım o dönemde. Türkiye’ye gelince Harem - Gebze hattında şoförlük yapmaya başladım. Köyümdeki tanıklarıma, akrabalarıma, arkadaşlarıma anlatınca neden kitap yazmıyorsun dediler? Ben de her gün 2 sayfa olacak şekilde 7 yıl yazdım yaklaşık 9 defter oldu. Bu da 900 sayfa demek. Bunu bir yarışmada ünlü artist Kerem Alışık ile programa davet ettiler. Böyle bir kitap çıkarmak istiyormuşsun, biz yardımcı olacağız dediler. İlkokul mezunu olduğum için edebi olarak yazmadım. O yüzden önce elektronik yazıya döktüler. Birçok kitabevine götürdük ama kabul görmedi. Sonra bir yayınevi uygun gördü, bunu üstlendi ve kitabım çıktı " dedi.

"Çocuklarıma ve torunlarıma hatıra olsun diye yazdım"

Bu kitabı para kazanmak, maddi bir gelir elde etmek için yazmadığını söyleyen Kazım Erdem, "Yani ben bu kitabı para kazanmak için, ya da çok satılsın diye yazmadım. Hatıra olsun, geriye bir şey bırakmak için yazdım. İleriye yönelik maddi olarak değil, bir eser bırakmak istedim" dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner62

banner61